Silahlı Çatışma Sonrası Bağlamlarda Barış İnşasına Yönelik Çabaların Sürdürülmesi1
Camille Bernheim Liv Halperin
Çevirenler: Elif Ravza Menki, Elif Tuğba Taşer, Zeynep Kurt
Bu yazı, Boğaziçi Üniversitesi Kadın Araştırmaları Kulübü’nün bü’de kadın gündemi adlı bülteninin Bahar 2026 tarihli 50. Sayısında yayımlanmıştır.
Silahlı çatışma sonrası bağlamlarda barış inşasına yönelik çabaların sürdürülmesi: Nepal, Filipinler ve Kolombiya örneklerinden neler öğrenebiliriz?
Yaratıcı eyleyiciliği2 desteklemek, barış inşa çabalarının sürdürülmesi ve siyasi fırsat pencerelerinin değerlendirilmesi silahlı çatışma sonrası barışçıl bir toplum oluşturmak için hayati önem taşıyan bileşenlerdir.
Bizim de tanık olduğumuz üzere devletlerarası ve uluslararası silahlı çatışmalar endişe verici biçimde arttı. Hukukun üstünlüğünü ve kadın haklarını baltalayan, kutuplaşmış, aşırı muhafazakâr ideolojilerin yükselişiyle feminist çözümleme ve pratiğin önemi hiç olmadığı kadar kritik hâle geldi. Örgütümüz PeaceWomen Across the Globe (PWAG) [Dünyanın Her Yerinden BarışKadınları] barışı inşa eden kadınlarla3 onlarca yıldır yaptığı ortaklıktan yola çıkarak barış süreçleriyle ilgili kapsamlı bir anlayış önermekte. Bu anlayış silahlı çatışmalar öncesinde, esnasında ve sonrasında meydana gelen; çatışmanın ve şiddetin kökeninde yatan nedenleri inceleyerek yapısal bir dönüşümü amaçlayan resmi ve gayri resmi tüm barış inşası girişimlerini kapsamaktadır.
Barış süreçlerinde feminist anlayış
Bizim bütüncül anlayışımıza göre “barış”, silahlı mücadelenin yokluğundan çok daha fazlasını anlatan bir kavram. Barış tüm insanların yaşam standartlarını devamlı olarak geliştirmeyi amaçlayan, doğrudan ve yapısal şiddetin ortadan kaldırılmasına odaklanan, eşit ekonomik güvence ve siyasi katılımı teşvik eden, insan haklarına saygı duyulmasını güvenceye alan sosyal bir süreç ve yaşam biçimidir. “Barış süreçleri” çoğunluğu erkek olan imzacıların el sıkıştığı fotojenik karelerden çok daha fazlasını kapsar. Bu süreçler silahlı çatışma öncesinde, silahlı çatışma esnasında, barış müzakereleri sırasında ve anlaşmalar imzalandıktan sonra barışı hayata geçirmeyi, uygulamayı, korumayı ve sürdürmeyi kapsayan karmaşık, sürekli değişen ve doğrusal ilerlemeyen4 aşamalardan oluşur. Barış süreçlerini aşamalara bölmek, barışçıl bir topluma doğru bir aşamadan diğerine geçiş için gereken çabaları stratejik olarak tasarlamamızı sağlar.
Barış süreçlerine bütüncül bir yaklaşımla bakmak, kadınlara ait ve çoğunlukla görünmez olan emeği gün yüzüne çıkarmamıza olanak sağlar. Kadınların sırf doğaları gereği daha barışçıl olduğu söylenemez ancak onların gündelik yaşam deneyimleri (çeşitlilik gösterse de) sıklıkla onlara empati yeteneği ve dayanıklılık hatta zor durumlarla yüzleşmeye gönüllü olma, temelden değişim talep etme gibi barışı inşa etmek için elzem becerileri kazandırır. Barışı inşa eden kadınlar barış süreçlerinin her aşamasında yer alır, etki eder ve barışa giden yolun taşlarını döşer. Hayatlarını büyük tehlikeye atan bu kadınlar olası gerilimleri tespit eder, çatışan taraflar arasındaki diyaloğu ve şiddetsiz uzlaşmayı savunur, insani yardım faaliyetlerine erişim ya da ateşkesler için müzakere eder veya bunları kolaylaştırdıkları rolleri üstlenir ve çeşitli barış vizyonları önerir. Buna rağmen adları ya çok az bilinir ya da hiç bilinmez. Buna ek olarak eski savaşçıların silah bırakması, terhis edilmesi ve topluma yeniden kazandırılması gibi alanlarda da barış süreçlerine katkıda bulunabilirler.
Silahlı çatışma sonrası dönüşüm: Barış inşası için üç anahtar bileşen
Barış anlaşmalarının imzalanması beraberinde bir rahatlama getirse de bu anlaşmalar şiddet içeren geçmişle yüzleşmeye yönelik uzun, toplum temelli bir sürecin yalnızca başlangıcına işaret eder. Bir sonraki zorluk anlaşmayı yürürlüğe koymaktır. Yapısal dönüşüm için gayret etmek genellikle uzun vadede adaletin sağlanması ve hakikatin gün yüzüne çıkarılması, uzlaşma, mağdurlara tazminat verilmesi ve tekrarlanmama garantisi ihtiyaçlarını ele alır. Bu süreçler asla nihayete ulaşmayabilir ama gerçek anlamda barışçıl bir topluma dönüşmek için gereken temelleri atabilir.
Feministler olarak şiddetli bir geçmişle baş etmeyi, ataerkil olan ve savaşın harap ettiği toplumların daha geniş kapsamlı dönüşümü5 için bir fırsat olarak görüyoruz fakat silahlı çatışma sonrasındaki aşamanın6 kırılgan olduğunun ve barış inşası konusunda devamlı çabalamamız gerektiğinin de farkındayız. Silahlı çatışmanın tekrar etmesi hâlâ gerçekçi bir ihtimal. Silahlı çatışma sonrası aşama, hakkaniyet konusunda feminist hareket için sıklıkla gerileme meydana getirir, “kadınların mutfağa geri dönmesi, sıklıkla barışın yeniden elde edildiğinin bir göstergesi olarak algılanır.”7 Silahlı çatışmadan çıkmış bir toplumda gerçekten barışçıl bir ortamın temellerini atabilmek için üç temel bileşenin önem taşıdığını düşünüyoruz.
Bu yaklaşım kalıcı uzlaşmanın sağlanmasına, şiddet içeren çatışmaların tekrarlanmasının engellenmesine ve aynı zamanda kadınların iradeleri dışında geleneksel rollere geri itilmesinin önlenmesine olanak sağlar. Bu bileşenler; yaratıcı eyleyiciliği beslemek, hayati önem arz eden barış inşası çabalarını eş-zamanlı olarak sürdürmek ve siyasi fırsat pencerelerinden yararlanmaktır.
Argümanımızı Kolombiya, Nepal ve Filipinler’den8 örneklerle açıklıyoruz. Kolombiya’da gerilla örgütü FARC-EP9 ve Kolombiya hükümeti arasında 2016 yılında yapılan barış anlaşması, toprak ve iktidar ilişkileri gibi karmaşık sorunlar nedeniyle elli yıldan fazla süren silahlı çatışmayı bitirmek için tasarlanmıştı. Buna rağmen şiddet yanlısı çeşitli silahlı gruplar hâlâ aktif ve bölgesel barış görüşmeleri devam ediyor. Nepal 2006 Kapsamlı Barış Anlaşması, Nepal’deki Maoist Komünist Parti’nin liderlik ettiği silahlı çatışmayı sona erdirdi. Hedefi parlamenter kraliyet sistemini sosyalist bir cumhuriyetle değiştirmek olan çatışma 1996’dan beri sürüyordu. Filipinler’de 2014 yılında yapılan barış anlaşması elli yıldan fazla süren silahlı çatışmaya son verdi. Özerklik talebi üzerine olan çatışma, Filipinler hükümeti ve Filipinler’de Müslüman çoğunluğun olduğu Mindanao’daki Moro İslami Özgürlük Cephesi10 arasındaydı. Anlaşma sonucu Müslüman Mindanao’da Bangsamoro Özerk Bölgesi kuruldu.
Yaratıcı eyleyiciliği geliştirmek: Kadınların rollerindeki sınırları sarsmak
Silahlı çatışmalardan etkilenen bireyler ve toplumlar, kendilerini ortaya koydukları ve barış sürecine dönüştürücü bir şekilde aktif katılım sağladıkları durumda eyleyici olmaya ihtiyaç duyar. Yaratıcı eyleyiciliği geliştirmek kolektif iyileşme temelindeki ilk bileşenimizdir. Yaratıcı eyleyicilik, silahlı çatışma sonrası bir toplumda feminist görüşün çekirdeğindedir çünkü bu toplumda kadınlar, onlara atfedilen cinsiyetlendirilmiş rolleri ve davranışları yıkarak yapısal değişikliklere önderlik eder.
Annika Björkdahl ve Johanna Mannergren Selimovic, kadınların eyleyiciliğinin büyük ölçüde silahlı çatışma sonrasında yeterince kurumsallaşmadığını iddia eder.11 Anthony Giddens “eyleyiciliğin insanın harekete geçme kapasitesiyle ilgili olduğunu” ve “yapının, mevcut fırsatları ve kaynakları şekillendirdiği sosyal bir dünyada” uygulanabileceğini belirtir.12 Kadınların eyleyiciliği büyük ölçüde toplumsal cinsiyetlerine özel rolleri tarafından belirlenir ve bir kadın genellikle kendi toplumunda makbul görülen şekilde davranır. Annika Björkdahl ve Johanna Mannergren Selimovic eyleyiciliği “kadınların özneliğinin basmakalıp sınırlarını sarstığı, yeni alanlarda gerçekleştiği ve kadınların eyleyiciliği için yeni kapılar aralarken önceden kararlaştırılmış kadınlık rollerini sorguladığı” zaman yaratıcı olarak tanımlar.13 Bu mantıkla yaratıcı eyleyicilik “özel alan/kamusal alan gibi mekânsal ayrımları aşar.”14 Yaratıcı eyleyici bir kadın, toplumun ona atfettiği cinsiyetlendirilmiş rolleri ve davranışları yıkabilir.
Nepal’deki PWAG’nin uzun vadeli ortağı olan Nagarik Aawaz15 kişisel ve kolektif iyileşmeyi, öznelliği güçlendirmeye yönelik ilk adım olarak vurgular. Başkan yardımcıları Trishna Thapa, onlarla yaptığı çalışmaların sürekliliği sayesinde, iç savaştan etkilenen Nepal toplumunda bir zihniyet değişimine değinir.16
Program niteliğinde bölgesel, iller arası ve ulusal düzeylerde düzenlenen Women’s Peace Tables [Kadınların Barış Masaları] çatışmadan etkilenmiş kadınlar ve çocukları, silahlı çatışmalara ve çatışmaların bugünkü sonuçlarına ait deneyimlerini paylaşmaları için bir araya getiriyor. Kadınların Barış Masaları kolektif iyileşme denemelerinde bulunuyor ve katılımcıların siyasi olarak seslerinin duyulması için stratejiler oluşturuyor. Mesela çatışmalarda tecavüze uğrayıp hayatta kalanlar, tecavüze uğradıkları için hem toplum tarafından suçlanıyor hem de kendilerini suçluyordu. Çalıştıkları güvenli ortam iyileşmelerine, kendi özneliklerini geri kazanmalarına ve sorunun kadınlara yönelik şiddeti daha büyük paydada pekiştiren ataerkil sistemin bir parçası olduğunu anlamalarına izin verdi. Bu güçlendirme, hayatta kalanların doğrudan hükümet temsilcilerine karşı haklarını savunmalarına imkân sağladı. Sonuç olarak yerel yönetimlerin temsilcileri çatışmanın kadınlar üzerindeki yoğun etkisinin farkına vardı ve kadınları toplumun tam üyeleri olarak tanımaya ve ihtiyaçlarını duymaya başladı.
Kolektif iyileşmeyle mümkün olan yaratıcı eyleyicilik, kadının öznelliğinin basmakalıp sınırlarını aşıyor ve önceden belirlenmiş rollerini sorguluyor. Hayatta kalışlarının tanınmasını savunan ve haklarını talep eden kadınlar, Nepal toplumunun onlardan beklentilerinin aksine hareket ediyor. Böylece toplumsal bir değişimi harekete geçirebilecek bir yaratıcı eyleyicilik gösterisinde bulunuyorlar. Hayatta kalanlar şiddet için suçlanmayı reddederek yeni nesiller için yeni öznelik alanları açıyor, eski günlere geri dönmeyi kabul etmiyor. Aksine şiddetli bir geçmişle başa çıkma sürecini, deneyimlemeye devam ettikleri köklü eşitsizlik ve kadın düşmanlığını ortaya çıkarmak -ve onu reddetmek-için kullanıyorlar. Kolektif iyileşmeye dayanan yaratıcı eyleyicilik, barış inşasının uzun vadede sürdürülmesi ve siyasi fırsat pencerelerinin değerlendirilebilmesi için temeldir.
Cezasızlığa ve umutsuzluğa rağmen hayati barış inşası çabalarının sürdürülmesi
Birçok aktör müzakerelerin içinde bulunmak ve barış anlaşmaları imzalamak için can atarken sadece birkaçı barış inşasının sonraki aşamalarını gerçekleştirmek için bağlılığını sürdürür. Mesela şu an Nepal’de 2006 Kapsamlı Barış Anlaşması öncesi ve sonrasında kurulan elliden fazla barış inşası organizasyonundan sadece birkaçı bugün hâlâ aktif.
Politik iradenin bir barış anlaşmasını uygulama ve şiddetli çatışmaların ana nedenlerini ele almada eksik kalması, sivil toplumu bu süreçleri kendi başına yürütmek zorunda bırakır. Hayati ve kalıcı barış inşası çabaları sürdürülmelidir. Örneğin eski diktatörün oğlunun 2022 seçimlerinde Filipinler başkanı seçilmesi, devlet tarafından yapılan geçmiş ihlallerin ele alınmasının bir öncelik olmadığını göstermektedir. Benzer şekilde silahlı çatışma taraflarının şimdi Nepal’de yönetici pozisyonlardan olması, iç savaş süresince işlenen suçlar için hesap verilmesine engel oldu. Barışı inşa eden Nepalli ve Filipinli kadınlar hakikat ve adalet talep etmek için çalışıyor. Bu çabaları risksiz değildir. Şu an Nepal’deki hükümet, barış inşası çabalarını giderek artan bürokratik yüklerle bastırmaktadır. Barış inşası programları için uzun süren ve fazlaca karmaşık akreditasyon süreçleri bu yüklerden biridir.
Barış inşası çabalarını sürdürmek, barışı inşa edenlerin “hayatta kalma” mücadelesinin ötesine geçmesi için gerekli koşulların sağlanması anlamına gelir. Karşılaştıkları çeşitli zorluklar (siyasi irade eksikliği, idari yükler, bedensel bütünlüğe yönelik tehditler17 ve/veya geri tepki riski) karşısında sürdürülebilir gelir, zihinsel ve fiziksel sağlık, motivasyon, umut, topluluk/aidiyet/dayanışma duygusuna ve yaptıkları işi uzun vadede sürdürmek için güvenli alanlara ihtiyaçları vardır. Kolombiya’da Corporación Comunitar18 tarafından oluşturulan Kadın Barış Masaları gibi güvenli alanlar, silahlı çatışmadan kurtulmuş kadınlar ve eski savaşçılar da dahil olmak üzere Kolombiya’nın kentsel ve kırsal bölgelerinden gelen çeşitli kadınları bir araya getirmektedir. Direktör Zully Meneses’e göre “toplumsal dokuyu dönüştürmek ve şiddetin sorunları çözmenin tek yolu olduğuna dair kolektif algıyı değiştirmek”19 bu alanların amacıdır. Büyük zorluklar içinde sürdürülen bu çabalar sayesinde kadınlar umut ve aidiyet hissi kazanır, dayanışmayı deneyimler ve barış için çalışmak üzere güç toplar.
Barışı inşa edenlerin “dayanıklı” yani zorluklara doğal olarak göğüs gerebilen ve olumsuzluklara direnebilen kişiler olması beklenir ancak onların bu görevde yalnız bırakılmamaları gerekir. Barış inşa edenlerin çalışmalarını sürdürmek, bunun için çalışanların tüm bu ihtiyaçlarını uzun vadede ele almak ve finanse etmek anlamına gelir.
Siyasi fırsat pencerelerinden yararlanmak
Silahlı çatışmaların ardından barışı inşa edenler, sayısız zorlukla (özellikle barış anlaşmalarını uygulamaya yönelik siyasi irade eksikliği) karşı karşıya kalır. Bu zorluklar karşısında zaman zaman siyasi aktörlerden ve iktidar yapılarından vazgeçmeyi tercih edebilirler. Ancak sürdürülebilir değişimin olmazsa olmaz koşulu olan kurumları, yasaları veya politikaları dönüştürmek için siyasi bir fırsat penceresi açıldığında, barışın inşasında çalışanlar ilgili siyasi aktörler ve yapılarla stratejik bir ilişki kurabilmelidir. Bu, üçüncü bileşenimizi oluşturur.
Filipinler’de PWAG’nin uzun süredir ortağı olan GZO Barış Enstitüsü20 ve çatışmalardan etkilenen kadın aktivistler, 2014 Bangsamoro Kapsamlı Anlaşması’nın uygulanması için yorulmadan mücadele etmektedir. Yönetici müdür Karen Tañada bu mücadeleyi “Bir anlaşma imzalandığında o anlaşmanın yürürlüğe girmesi yıllar alabilir.” diyerek açıklamaktadır.21 Kadın aktivistler Bangsamoro Özerk Bölgesi’nde teklif edilen yasalardaki boşlukları tespit ettikten sonra halkın şikâyetleri arasında da olan cinsiyete dayalı şiddetin daha net bir biçimde tanınmasını hedeflediler. Bu alandaki gerekli değişikliklerin “Bangsamoro için Ulusal Geçiş Dönemi Adalet ve Uzlaşma Komisyonu” isimli komisyonu kurarak yasaya dahil edilmesini savundular. Ayrıca önerilen komisyonun beş daimi üyesinden en az ikisinin kadın olmasını tavsiye ettiler. Senatörler ve kongre üyeleriyle bu pozisyonlar için lobi faaliyetleri yürüttüler. İktidar ilişkilerinin net bir şekilde analiz edilmesi ve bu yapılar ve kişilerle doğru zamanda ilişki kurulması, başarılarının anahtarı oldu.
Benzer şekilde Nepal sivil toplumunun yıllardır ısrarlı bir şekilde sürdürdüğü mücadele, yeni bir geçiş dönemi yasasınca tecavüz veya nitelikli cinsel şiddetin ciddi bir insan hakkı ihlali olarak tanınmasını sağladı. Bu gelişme, çatışmaya bağlı cinsel şiddet mağduru kadınların 2006 yılında Nepal’in imzaladığı Kapsamlı Barış Anlaşması’nda çatışmanın mağdurları olarak açıkça tanınmamasına rağmen elde edilen bir başarıdır. Geçiş dönemi adalet yasasının içeriğini etkilemek için süreç içindeki siyasi fırsatı değerlendirmek, istenen dönüşüm için sürdürülebilir bir adım oldu. Bu ısrar, barışın inşasında yaratıcı eyleyicilik rolü oynayanların çabaları ve silahlı çatışma sonrası barışın inşası için sürdürülen uğraşların etkisinden yararlandı.
Son Sözler
Silahlı çatışma sonrası dönemlerde destek planlarken uygulayıcıların ve destekçilerin bu metinde tartışılan üç temel unsuru dikkate almalarını teşvik etmekteyiz. Yaratıcı eyleyiciliği ve barışı inşa edenlerin çalışmalarını uzun vadede sürdürmek için çaba ve fonların tahsis edilmesi gerekmektedir. Ayrıca kurumları, yasaları veya politikaları dönüştürebilecek siyasi bir fırsat penceresi açıldığında uygulayıcılar ve politika yapıcılar, barışı inşa edenlerin ilgili siyasi aktörlerle olan ilişkilerini desteklemelidir. Anlaşmaların müzakere edildiği ve uygulama mekanizmalarının oluşturulduğu barış süreçlerinin önceki aşamalarında da bu derslerin yararlı olacağını umuyoruz.
1- Metnin İngilizce orijinali için bkz. Camille Bernheim ve Liv Halperin, “Sustaining peacebuilding efforts in post-armed conflict settings”, 26 Ocak 2026 tarihinde erişilmiştir. <https://1000peacewomen.org/en/publications-and-multimedia/publications/femfem68-beitrag-bernheim-halperin> Yazarın ve yayıncının izniyle çevrilmiştir. Metindeki vurgular yazara aittir. (ç.n.)
2- İngilizce agency kavramından çevrilmiştir. Bu kavram bir kişinin kendi iradesiyle eylemde bulunma kapasitesini ifade eder. (ç.n.)
3- “Kadın” kelimesini trans, inter ve cis kadınları; kendini kadın olarak tanımlayan insanları kapsayacak biçimde kullandık. Ek olarak toplum tarafından kadın olarak görülen kişilerin de -trans erkekler, nonbinary ve agender insanlar gibi- deneyimlerinin dahiliyetini önemli buluyoruz.
4- “What Are Peace Processes?”, 26 Ocak 2026 tarihinde erişilmiştir.<1000peacewomen.org/en/programmes/participation-in-peace-processes/ what-are-peace-processes>
5- “Çatışma çözümü” kavramı yerine “çatışma dönüşümü” kavramını tercih ediyoruz çünkü çatışmaların insan ilişkilerinin temelinde yer aldığını ve değişimin belirleyici unsuru olduğunu kabul ediyoruz. Öte yandan çatışmalar sıklıkla şiddet ve yıkıma yol açtıkları için şiddetten uzaklaştırılıp diyalog ve barışa dönüştürülmeleri gerekir. Bkz. John Paul Ledearch, The Little Book of Conflict Transformation, New York: Good Books, 2003.
6- “Büyük silahların” susmasının var olan bütün çatışmaları bitirmediğini kabul ettiğimiz için “silahlı çatışma sonrası” kavramını “çatışma sonrası” kavramına tercih ettik. Feministler olarak kadınlara yönelik şiddetin silahlı çatışmaların sonrasında da özel ve kamusal alanlarda yoğun şekilde devam etmesi nedeniyle bu tür nüanslara karşı duyarlı olmamız gerektiğine inanıyoruz.
7- Cynthia Enloe, Twelve Feminist Lessons of War, Oakland: University of California Press, 2023, s. 10.
8- Nepal barış sürecinde kadınlar, silahlı çatışma sonrası toplumsal barışın inşası ve anlaşmaların uygulanmasının izlenmesi gibi alanlarda yerel barış girişimlerinde aktif oldu ancak resmi müzakerelerde çoğu zaman dışlandı ve bu nedenle kendi barış girişimlerini güçlendirmek için toplum temelli ağlar kurdu. Filipinler’deki Bangsamoro barış sürecinde kadınlar hem resmi alanda hem de sivil toplum mekanizmalarında aktif olarak yer aldı, Miriam Coronel-Ferrer dünyanın ilk kadın başmüzakerecisi olarak barış anlaşmasını imzaladı. Kolombiya’nın barış sürecinde kadınlar hem hükümet hem de sivil toplum kanallarında aktif biçimde yer alarak anlaşmaya kadın odaklı hükümlerin eklenmesine önayak oldu. (ç.n.)
9- Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri – Halk Ordusu, Marksist ve Leninist devrimci gerilla örgütüdür. 1960’lı yıllarda Kolombiya Komünist Partisi’nin askeri kanadı olarak kurulmuştur. (ç.n.)
10- Moro İslami Özgürlük Cephesi, Mindanao bölgesinde yaşayan Moro halkı için Filipinler merkezi hükümetinden özerk bölge isteyen bir teşkilattır. Uzun yıllar Moro halkı için bağımsızlık isteyen Moro İslami Kurtuluş Cephesi, 2010 yılında bu hedefinden vazgeçerek geniş kapsamlı özerkliği yeni hedef olarak benimsemiştir. (ç.n.)
11- Annika Björkdahl ve Johanna Mannergren Selimovic, “Gendering agency in transitional justice”, Security dialogue (46/2), 2015, s. 165-182.
12- Anthony Giddens, The Constitution of Society: Outline of the Theory of Structuration, Cambridge: Polity Press, 1984, s. 170.
13- A.g.e., s. 171.
14- A.g.e., s. 177.
15- Nagarik Aawaz 2001’den beri Nepal’de çatışmanın dönüştürülmesi ve barış inşası için çalışan bir barış inşası organizasyonudur. 28 Ocak 2026 tarihinde erişilmiştir. <nagarikaawaz.org.np>
16- Trishna Thapa, Women sustaining peace in Colombia, Nepal & the Philippines adlı panel sırasında, 16 Ekim 2024, Bern.
17- Örneğin Kolombiya’da, 2016 yılında imzalanan kapsayıcı barış anlaşmasına rağmen, içinde kadınların da olduğu silahlı gruplar sivillere zarar vermeye devam ediyor. Bunun bir örneği, Mart 2024’te silahlı gruplar tarafından öldürülen yerli Nasa lideri Carmelina Yule Pavi’nin trajik cinayetidir. Carmelina Yule Pavi, zorla askere alınan bir gencin serbest bırakılması için mücadele ederken öldürülmüştür.
18- 1986 yılında kurulan Corporación Comunitar barışın inşasına ve yaşamın sürdürülebilirliğine katkı sağlamak amacıyla, silahlı çatışma mağduru kadınların haklarının yanı sıra etnik ve çevresel hakların savunulmasına kendini adamış Kolombiyalı ekofeminist bir örgüttür. 29 Ocak 2026 tarihinde erişilmiştir. <comunitar.org.co>
19- 19 Şubat 2024 tarihinde Bern’deki PWAG kapsamında Zully Meneses ile yapılan toplantıdan alınmıştır.
20- Gaston Z. Ortigas Barış Enstitüsü, Filipinler merkezli bir sivil toplum kuruluşudur. Ülkedeki barış süreçlerine vatandaşların katılımını desteklemektedir. 29 Ocak 2026 tarihinde erişilmiştir. <gzopi.wordpress. com>
21- Karen Tañada, Women sustaining peace in Colombia, Nepal & the Philippines adlı panel sırasında, 16 Ekim 2024, Bern.
