Amerikan Kadınların Süfrajet Karşıtı Hareketi

Melisa Gençgül

Bu yazı, Boğaziçi Üniversitesi Kadın Araştırmaları Kulübü’nün (BÜKAK) bü’de kadın gündemi adlı bülteninin Bahar 2023 tarihli 44. sayısında yayımlanmıştır.

Anaakım tarih anlatıları kadınların oy hakkı mücadelesini genellikle görmezden geliyor. Bu mücadelenin farkında olanlarsa oy hakkını kadınların siyasi mevki sahibi erkeklerden istediği ve erkeklerin bir lütfu sonucunda kadınlara verilen bir hak olarak tasvir edebiliyorlar. Oysa bugün, feminist tarih yazıcılığı sayesinde kadınların oy hakkı mücadelesinin ataerkil sisteme karşı verilen büyük bir mücadele olduğunu biliyoruz. O hâlde kadınların oy hakkı mücadelesine erkekler kadar ataerkil düşünce kodlarını ve pratiklerini içselleştirmiş ve onların taşıyıcısı olmuş tüm bireyler karşı çıkmış olabilir. Ancak dürüst olmak gerekirse oy hakkı için mücadele eden kadınların karşısında kadınlar oy vermesin diye bir grup kadının örgütlenmiş olabileceği ve sayılarının da azımsanmayacak kadar fazla olduğu bu zamana kadar hiç aklıma gelmemişti. Oysa, Amerikan kadınların süfrajet karşıtı hareketi tam da böyle bir noktadan şekilleniyor. Bu nedenle bu yazıda antisüfrajet kadınların örgütlü mücadelesini ve neden kadınların oy hakkına karşı çıktıklarını anlamayı ve anlatmayı amaçlıyorum.

Kadınların oy vermesine karşı çıkanlar ve örgütlü mücadeleleri

Kadınların oy vermesine karşı çıkan hareketlerin ortaya çıkışı 19. yüzyılın sonlarına denk gelir.1 Bu hareketler ilk olarak gazetelerin köşe yazılarında, karikatürlerde oy hakkı isteyen kadınlarla dalga geçmek suretiyle kendini gösterir. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) ilk haftalık mizah dergisi olan Puck adlı derginin 6 Haziran 1894 tarihinde yayımladığı sayının kapağında kabarık elbisesiyle oy vermeye gelen bir kadın resmedilmiş ve “Kılık kıyafet bu kadar genişken ve oy verme kabinleri bu kadar darken [bu] kadın nasıl oy kullanabilir?” diye sorulmuş.2

Aynı zamanda bu dönemde dinî otoriteler de dini araçsallaştırarak kadın ve erkeğin “fıtrat” farklılıklarına işaret ederek süfrajetlere karşı çıkarlar.3 Bu bakışa göre kadın ve erkek toplumsal rolleri birbirini tamamlayacak şekilde yaratılmıştır. O hâlde kadınlar yalnızca kendi paylarına düşen çocuk bakımı, temizlik gibi işlerle ilgilenmeli siyasete karışmamalıdır.

Kadınlar arasında karşı hareketin örgütlü bir hâl alması ise ilk olarak kadınların 1882 yılında Massachusetts’te kurulmuş bir komitede bir araya gelmesiyle ve kendilerine “başka herhangi bir siyasi görevin dayatılmasına” karşı çıkmak için imza toplamasıyla başlar. Aynı komite The Remonstrance [İtiraz] adını verdiği yayın organını 1890 yılına kadar yıllık, 1919’a kadar üç aylık süreyle yayımlar ve böylece “itiraz”ını kamusallaştırır.4 1895 yılında Massachusetts Association Opposed to the Further Extension of Suffrage to Women [Kadınların Oy Vermesinin Daha Fazla Genişletilmesine Karşı Çıkanlar Derneği] kurulur.5 1915’ten itibaren yaklaşık 37.000 üyesi olan derneğin aktiviteleri arasında “(1) basına materyal hazırlamak, (2) kitapçık ve broşürler yayımlamak, (3) mitingler organize etmek, Boston ve diğer şehirlerdeki süfrajet karşıtı dükkanların bakımı ve tanıtım çalışmaları yapmak için Erkeklerin Süfrajet Karşıtı Komitesi ile çalışmak” 6 vardı.

Charles Jay Taylor, A squelcher for woman suffrage [Kadınların oy hakkına karşı bir köstek], Puck Dergisi 35 (900), 6 Haziran 1894.

1911 yılında bu sefer New York eyaletinde National Association Opposed to Woman Suffrage (NAOWS) [Kadınların Oy Vermesine Karşı Çıkanlar Derneği], kimsenin cinsiyeti nedeniyle oy vermekten mahrum edilemeyeceğini belirten ABD Anayasası’nın 19. yasa değişikliği7 önerisine tepki olarak Josephine Jewell Dodge tarafından kurulur. Değişikliğin meclisten geçtiği 1920 yılına kadar dernek çeşitli kampanyalar düzenleyerek kadınların oy vermesine karşı çıkar.8 Oy karşıtı kamuoyu yaratmak için Woman’s Protest [Kadınların Protestosu] adında bir bülten çıkarırlar. 1918 yılında bu bültenin adını Woman Patriot [Yurtsever Kadın] olarak değiştirirler.9

Kadınların Oy Vermesine Neden Karşı Çıkıyorlar?

1915 yılında ABD’de bazı kadınlar okulların yönetim kurulu seçimlerinde oy kullanabiliyordu ve bazı eyaletler kadınlara oy hakkını çoktan vermişti. Örneğin, henüz 1776 yılında ABD’nin New Jersey eyaletinde yürürlüğe giren ilk anayasa belirli bir yaşın üstünde ve belirli bir miktar varlığı (50 pound) olan herkesin oy verebileceğini belirtir. Bu sayede yasanın yeniden yorumlandığı ve kadınların oy hakkının elinden alındığı 1807 yılına kadar New Jersey’de bekâr kadınlar oy verebilmişti. Benzer şekilde 1869 yılında Wyoming, 1893 yılında Colorado’da kadınlar seçme hakkını çoktan kazanmıştı.10

NAOWS, 1915 yılında henüz kadınların oy hakkına sahip olmadığı New York’ta kadınlara oy hakkının verilmesiyle ilgili olan New York Anayasa değişikliğine karşı çıkılması için harıl harıl okurlarını ikna etmeye çalışıyordu.11 “Sarı’nın12 Ardındaki Kırmızı”13 başlığı ile yayımladıkları afişte kadınların oy vermesi için mücadele edenlerin aslında sosyalizm için mücadele ettiğini çünkü sosyalizmin başarısının tüm kadınların oy vermesine bağlı olduğunu iddia ediyorlardı. Yine aynı afişte süfrajetlerin sosyalizmi reddetmediklerini hatta en ünlü süfrajetlerin çoğunun sosyalizmin şiddetli savunucuları oldukları iddia ediliyordu.14 New York gibi Nebraska’da da 2 Kasım 1914’de Mary Nash Crofoot imzasıyla yayımlanan Lest Catholic Men Be Misled15 [Katolik Erkekler Yanıltılmasın] başlıklı bildiride sosyalistlerin kadınların oy vermesini savunduğunu çünkü kadınların oy vermesinin kendilerine yarayacağını düşündükleri savunuluyordu. Sonuç olarak 1915 yasa değişikliği yeterli oy alınamadığı için başarısız oldu. New York eyaletinde kadınlar oy hakkını ancak 1917 yılında elde edebildi.

NAOWS’un kurucusu ve ilk başkanı olan Josephine Jewell Dodge, çalışan kadınların çocuklarına bakılması için kreşlerin açılmasını destekleyen ve bunun için sponsorluk yapan bir kadındı. Oy vermenin reform yapan kadınların birlik ve beraberliğine zarar vereceğini düşündüğü için kadınların oy vermesine karşı çıkıyordu.16 Times dergisinin 1909 yılında yaptığı habere göre bir diğer ünlü antisüfrajet William Force Scott kadınların doğuştan gelen bir oy “hakkı” olmadığını, oy vermenin menfaat ile ilgili olduğunu söylüyor ve haberin devamında şunları ekliyordu: “Eğer kadınlar oy verseydi var olan siyasi partilerden birine katılmaları gerekirdi ya da kendilerine ait yeni bir parti kurmaları gerekirdi -Kadınların Partisi- ve bu erkeklere karşı kadınlar anlamına gelirdi. Sermayeye karşı emekten daha tehlikeli.”17

Josephine Jewell Dodge ve William Force Scott gibi antisüfrajet kadınlar, oy vermenin birlik ve beraberliğe ket vuracağını iddia etse de NAOWS’un kullandığı bir bildiriden anlayabildiğimiz kadarıyla ön plana çıkarmayı tercih ettikleri başka argümanları da var. NAOWS’un “Kadınların Oy Vermesine Karşı Çıkmamızın Bazı Sebepleri”18 başlıklı bildirisi şöyle:

“Hükümetin temeli güç olduğu için, hükümetin istikrarı yasaları uygulama gücüne dayanır bu yüzden kadınların oy vermesi yersizdir. Yasaları yürütme görevinden muaf olması çoğu kadını sorumsuz seçmenler hâline getirecektir.

Kadınların oy vermesi; hak ya da adalet meselesi değil, politika ve menfaat meselesidir. Eğer hak ya da adalet meselesi yoksa, kadının oy vermesi için hiçbir neden yoktur.

OY VERMEK KADINLARIN AZINLIČININ TALEBİDİR VE KADINLARIN ÇOČUNLUČU BUNA KARŞI ÇIKMAKTADIR.

Kadınların oy vermesi sadece oyları ve özellikle büyük şehirlerimizdeki istenmeyen ve yolsuzlukla elde edilen oyları iki katına çıkarır.

Geçen yüzyılda oy vermiyorken kadınlar ahlaki, entelektüel ve ekonomik açıdan büyük ilerleme katetti. Bu da kadınların aynı şekilde gelişmek için oy vermeye ihtiyaç duymadıklarını gösteriyor.

Şu an kadınlar siyasetin dışında duruyor ve böylece eğitim, hayır işleri ve reform konularından herhangi birine meyletmekte özgürler.

Erkeklerin oy vermesiyle oy sandığının var olan kötülükler için çözüm olmadığı ispatlandı ve kadınların oy vermesiyle oy sandığının daha etkili olacağını varsaymak için hiçbir neden bulamıyoruz.

Kadınların oy hareketi işbölümü yerine görevlerin doğal farklılaşmasını yok etmeye ve eşitlik yaratmaya çalışması bakımından medeniyetin gelişiminde bir geri adımdır.

Colorado’da on yedi yıllık denemeden sonra19 sonuçlar, [sadece] erkeklerin oy verebildiği eyaletlere genel ahlak ya da siyasal ahlak açısından bir kazanç olmadığını gösteriyor. [Dolayısıyla] zaten oy verenler üzerinde büyük bir yük olan seçimlerin maliyetlerindeki artış haksızdır.

Bizden başka kimsenin yapamayacağı şu anki görevlerimiz zamanımızın ve yeteneklerimizin hepsini alıyor. Görevlerimizin önemini anlamamız, oy vermenin beraberinde getirdiği fakat ailelerimizin ve toplumumuzun yüksek çıkarlarını feda etmeden uygulayamayacağımızı düşündüğümüz sorumlulukları bize dayatarak haklarımızın ihlal edilmesi çabalarının tümüne karşı çıkmamızı gerektiriyor.

Bizim babalarımız, erkek kardeşlerimiz, kocalarımız ve oğullarımız bizi oy sandığında temsil ediyor. Babalarımız ve kocalarımız bizi seviyor, kocalarımızı biz seçiyoruz ve bizimle birler. Oğullarımızı BİZ YAPTIK; onları okulda, yuvada ve beşikte. Onların mısır tarlasında, savaş sahasında ve oy sandığında bizi temsil etmesinden mutluyuz. Çoğu kişinin sandığının aksine [bunları] oy sandığındaki temsiliyetimizin, kadınların oy vermesini isteyen azınlığın fikirleri benimsenseydi olacağından daha eksiksiz ve tarafsız olacağını umarak yaptık.

Bu yüzden ‘kadınlara oy hakkı’ vermesi için devletimizde teklif edilen yasal değişikliği saygıyla protesto ediyoruz. Siyasi eşitliğin şimdiye kadar bize kanunlarla tanınan ayrıcalıklardan bizi mahrum edeceğine inanıyoruz.”

Bu bildiriden anladığımız kadarıyla antisüfrajetler seçilme hakkı olmayan kadınların sorumsuz seçmenler olacağını iddia ediyorlar. Oysa henüz 1866 yılında oy verme hakkı bile yokken Elizabeth Cady Stanton New York’ta Temsilciler Meclisi’ne girmek için, Victoria Claflin Woodhull ise 1872 yılında Amerikan başkanlığı için yarışmıştı. Hatta Kansas’ın Oskaloosa şehrinde 1888 yılında belediye başkanı dahil tüm konsey kadınlardan oluşuyordu.20 Yani önlerindeki örneklere bakıldığında New York’ta kadınlar seçme hakkını elde etseydi seçilme hakkını da elde etmek için mücadele edeceklerine şüphe yok. Dolayısıyla NAOWS’un argümanının samimiyetine, hiç değilse tutarlılığına inanmak oldukça güç.

Antisüfrajetler temelde oy vermeyi bir hak meselesi olarak ele almıyorlar. Onlar için siyaset sadece menfaat meselesi. Bu nedenle kadınların oy vermesinin oyların sayısını çoğaltmak dışında siyasete anlamlı bir katkı sunmayacağını söylüyorlar. Siyaset bilimci Corrine McConnaughy ise siyasetin dönüştürücü gücünün farkında olan ve kendilerinden yana olan statükonun değişmesini istemeyen antisüfrajetlerin kadınların oy vermesine karşı çıktığını söylüyor. Corrine McConnaughy’ın aktardığına göre Kuzeyli antisüfrajetler genellikle hayır işleri, reformlarla uğraşan ve varlıklı ailelerden gelen kadınlardı. Güneyli antisüfrajetler ise genellikle tarımsal işlerin sahibi olan ailelerden geldikleri için var olan ırksal hiyerarşik düzenin bozulmasını istemiyorlardı.21

Ancak antisüfrajetler orta-alt sınıflardan kadınlara hitap etmeye çalıştıkları için argümanlarını elbette statükonun devamı üzerinden kurmuyorlar. Bunun yerine kadınların ev işlerinin yanında siyasetle ilgilenmek zorunda kalmaları, kadın olmaktan gelen ayrıcalıklarını kaybedecekleri gibi örnekler üzerinden oy vermenin kadınlar için ne kadar yıkıcı olabileceğini anlatmaya çalışıyorlar. Öte yandan kadınların toplumun yüksek çıkarını koruyan ve kendilerinden başka kimsenin yapamayacağı rollerinin olduğunu, oy vermenin yolsuzluklara sebep olacağını, kadın ve erkek arasındaki işbölümü dengesinin bozulacağını söyleyerek kadınların sağduyusuna sesleniyorlar. Tüm bunların yanında oy vermenin askere gitmek ya da vergi ödemek gibi ek sorumluluklar getireceğini ve bunun kadınlar için dezavantajlı bir durum yaratacağını iddia ediyorlar.

NAOWS’un bildirisinde olduğu gibi Mary Nash Crofoot imzalı bildiride de kadınların siyasal temsiliyetinin eşleri, babaları ya da oğulları tarafından sağlandığı iddia ediliyor. Feminist karikatürist Lou Rogers ise çizdiği bir karikatürde bu argümanı şöyle alaya alarak karşı çıkıyor:

Seçimlerde erkeklerin kadınları temsil etmesi yaygın bir kanı.

Acaba siz hiçbir erkeğin karısına nasıl oy vermesini istediğini sorduğunu gördünüz mü?

Lakin karısının istediği gibi oy verirse, erkek kendini temsil etmez.

Aynı şekilde, kendi istediği gibi oy verirse, karısını temsil etmez.

Karısından, annesinden ve kızlarından oluşan hepsi farklı görüşlere sahip bir aileyi temsil etmeye çalışan bir erkeğin çıkmazı bunun yapılamayacağını gösteriyor.

Çocukları erkek olduğunda aile oyu fikri işlemez çünkü onlar kendileri için oy verebilirler.

Acaba siz erkeklerin seçimlerde kadınları temsil ettiği argümanında herhangi bir mantık görebiliyor musunuz? Tabii ki hayır, görülecek hiçbir mantık yok.22

Kadınların oy vermezken de “ahlaki, entelektüel ve ekonomik açıdan büyük ilerleme” gösterdiğini ve bu şekilde ilerlemeye devam etmek için oy vermeye gerek olmadığını söylemek ise tam bir mantık safsatası. Kadınların siyasetle ilgilenmek yerine hayır işleriyle ilgilenmeye yönlendirilmesi ise cinsiyetlendirilmiş toplumsal rollerin bir yansıması ve ne yazık ki bugün siyasi partilerin “kadınlar kolu” adı altında hâlâ kadınları hapsetmeye çalıştığı bir alan.

Sonuç Yerine

Antisüfrajetlerin mücadelesini geçmişte kalmış ve başarısızlığını tarihin ortaya koyduğu bir mücadele olarak görmezden gelmemeliyiz. Dönemin şartları göz önüne alındığında antisüfrajetlerin ve onlara destek verenlerin argümanlarının anlaşılabilir noktaları olabilir. Ancak bu hareketin beyaz ve üst sınıftan ayrıcalıklı kadınların sınıfsal ve ırksal olarak dezavantajlı grupların aleyhine verdikleri bir mücadele olduğunu akılda tutmak gerekiyor. bell hooks’un dediği gibi “Kadınlar, diğer kadınlar üzerinde tahakküm kurmak amacıyla ırklarının ve sınıflarının gücünü kullandığı müddetçe, feminist ‘kız kardeşlik’ hiçbir zaman tam anlamıyla gerçekleşemez.”23

 

  1. Allison Lange, “National Association Opposed to Woman Suffrage”, 2015, 18 Aralık 2022 tarihinde erişilmiştir. <http://www.crusadeforthevote.org/naows-opposition>
  2. “A squelcher for woman suffrage / C.J. Taylor. digital file from original print”, 4 Ocak 2023 tarihinde erişilmiştir. <https://www.loc.gov/resource/ppmsca.29110/>
  3. Allison Lange, “National Association Opposed to Woman Suffrage”, 2015, 18 Aralık 2022 tarihinde erişilmiştir. <http://www.crusadeforthevote.org/naows-opposition>
  4. “Massachusetts Association Opposed to the Further Extension of Suffrage to Women Records”, 18 Aralık 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://www.masshist.org/collection-guides/view/fa0121#detaildesc>
  5. Allison Lange, “National Association Opposed to Woman Suffrage”, 2015, 18 Aralık 2022 tarihinde erişilmiştir. <http://www.crusadeforthevote.org/naows-opposition>
  6. “Massachusetts Association Opposed to the Further Extension of Suffrage to Women Records”, 18 Aralık 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://www.masshist.org/collection-guides/view/fa0121#detaildesc>
  7. Susan B. Anthony Değişikliği olarak da bilinir.
  8. “National Association Opposed to Woman Suffrage broadsides”, 18 Aralık 2022 tarihinde erişilmiştir. <http://ghs.galileo.usg.edu/ghs/view?docId=ead/MS%201804-ead.xml;query=;brand=default>
  9. “Women’s Suffrage and the Media”, 18 Aralık 2022 tarihinde erişilmiştir.<http://suffrageandthemedia.org/source/anti-suffrage-poster-red-behind- yellow-1915/>
  10. Judith Apter Klinghoffer ve Lois Elkis, “The Petticoat Electors”: Women’s Suffrage in New Jersey, 1776-1807, Journal of the Early Republic 12(2), University of Pennsylvania Presss, s. 159-193.
  11. “Anti-suffrage Poster: The Red Behind the Yellow, 1915”, 18 Aralık 2022 tarihinde erişilmiştir.< http://suffrageandthemedia.org/source/anti-suffrage- poster-red-behind-yellow-1915/>
  12. Burada “sarı” ABD’de süfrajet hareketinin ortak kullandığı altın sarısı rengine atıfta bulunuyor.
  13. Afişin İngilizce orijinali için bkz. “Anti-suffrage Poster: The Red Behind the Yellow, 1915”, 18Aralık 2022 tarihinde erişilmiştir. <http://suffrageandthemedia.org/source/anti-suffrage-poster-red-behind-yellow-1915/>
  14. A.g.e.
  15. Mary   Nash   Crofoot,   “Lest   Catholic   Men   Be   Misled”,   5   Ocak 2023 tarihinde erişilmiştir. <http://d1vmz9r13e2j4x.cloudfront.net/nebstudies/0703_0203misled.pdf>
  16. “Josephine Marshall Jewell Dodge”, 18 Aralık 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://www.britannica.com/biography/Josephine-Marshall-Jewell-Dodge>
  17. Linton Weeks, “American Women Who Were Anti-Suffragettes”, 22 Ekim 2015, 18 Aralık 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://www.npr.org/sections/npr-history-dept/2015/10/22/450221328/american-women-who-were-anti- suffragettes>
  18. Metnin İngilizce orijinali için bkz. “Some reasons why we oppose votes for women … National association opposed to woman suffrage. New York City [1894].” 18 Aralık 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://www.loc.gov/resource/rbpe.1300130c/?st=pdf&pdfPage=1#viewer-image-wrapper> Vurgular orijinal metne aittir. (ç.n.)
  19. Colorado’da erkekler ilk kez 1876 yılında düzenlenen başkanlık seçimlerinde oy vermiştir. Kadınların oy vermesini düzenleyen değişiklikse 17 yıl sonra düzenlenen referandumla 1893 yılında kabul edilmiştir.
  20. “Center For American Women and Politics”, 18 Aralık 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://cawp.rutgers.edu/facts/milestones-women-american-politics>
  21. Linton Weeks, “American Women Who Were Anti-Suffragettes”, 22 Ekim 2015, 18 Aralık 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://www.npr.org/sections/npr-history-dept/2015/10/22/450221328/american-women-who-were-anti-suffragettes>
  22. Metnin İngilizce orijinali için bkz. “The 1915 Campaign”, 18 Aralık 2022 tarihinde erişilmiştir. <https://rmc.library.cornell.edu/suffrage/ exhibition/1915/index.html#modalClosed> Vurgular orijinal metne aittir.
  23. bell hooks, “Kız Kardeşlik” Hâlâ Güçlü, Feminizm Herkes İçindir, Ece Aydın, Berna Kurt, Şirin Özgün, Aysel Yıldırım (çev.), Esra Aşan, Ali K. Saysel (haz.), İstanbul: bgst Yayınları, 2019, s.29.